15 Şubat 2009 Pazar

boğulma


gitmek gerek.Gitmeyi bilmek gerek. Biliosun ki ben yani ben ben ben (ben kendimle boğuluyorum hep) Bilirsin beni ben şefkatten gözü dönmüş yarı-anneyim. Seni sevmeyi bilirim ve söylerim de ama seni oraya Bukowsky'nin yanında görmeyi dilerim hep... Ben senin karşılaştığın en korkunç sevgiliyim sevgilim... Şerefe.
biraz daha şarap???

Bak kaç kere kurtulma şansı yakalayabilirsin ki GERÇEKTEN...Kaç kurtul benden yoksa ben ezip geçeceğim seni... Ezilip unufak olmak mı istiorsun sen.. Sen bir evin odasına tıkılıp kalacaksın. Gözlerime takılıp kalacaksın Ben biliorum ben öylesini severim Ben erkeklerimin bana hapsolmasını severim ve sonraa onları öyle sonsuza dek yokolmaya terkederim... Biraz daha şarap????

Bak ne diyeceğim? Ben çok talepkarım bakma sen öyle masum duruşlar peydahladığıma!! bak ben çok meşum biriyim... Gözünün yaşına bakmam ben. Ev isterim, güvelik isterim, sevgi isterim, kaçırılmak isterim, hapsine tıkılmak , özgür kalmak isterim. baktım hep verion hep verion ben zirilyon tane takı isterim. Olmadı kuçu kuçu, dinazor isterim... Hep te sen beni sev isterim karşılığında içimdeki karanlığı veririm...Kaç kurtul benden hadi... Hadi ama bu da benim sana valentine day hediyem olsun ... Biraz daha şarap?????

10 Ocak 2009 Cumartesi

aganta burina burinata


hiç sizin de oluyor mu bilmem... Yaşamadığım dahası yaşama olasılığım olmayan bişi hatırlıyorum... Parmaklarım bir balığın içini temizlemek üzere kılçık denemeyecek kadar iri kemiklerinin arasında dalgın dalgın geziniyor.valla kılçıkımsı kemiklerin elime battığını bile hatırlıyorum.Deseniz yapmışsındır hatırlamıyorsundur... ama imkansız kuzum. Çocuk olmam lazım...Ama sanmam ki ben çocukken bana balık temizletsinler... İşte bi de Kırmızı Pazartesi'den (Garcia'nın) apartma aganta burina burinata yı da hatırlıyom... belki de orda bişi idi... Üşendim şimdi kitabı arayıp bulmayı bu olay var mı içinde diye araştırmayı... Neyse işte bazen elimi klayve de harflerin arasına sıkıştırınca bu an aklıma geliyor delirecek gibi oluyorum.. Ne bu ne bu die... Neyse onu boşverin de o Aganta Burina Burinata'yı rahmetli alev sezer le hatırlıyorum (ne yaşlanmışım yahu... İnsan çocukluğunu da biran önce büyük gibi yaşamak isteyince; çocukluğunun arkası yarınları sanki büyükmüşsün gibi dinlediğini hatırlarsın... Dallas'taki Boby'di pamela nın kocası(Gene Alev Sezer seslendirmesi)... Nasıl da içten içe aşıktım allaam ben babi'ye... (Şey ben bi de nasıl bi baba oğluna Alev ismini koyar ben ona takılıyorum yav... Yani ne siktiri boktan bi takıntıdır ki oğluna alev dersin... Neyse o işte o alev(raametli) babi'nin o tarifi mümkün olmayan sıcaklığına ses versin... (Ben bi de Soner Ağın'ın kendisini görünce çökmüşlüğüm vardır o da ayrı bi yazı konusudur.)

Not : Aganta Burina Burinata 80'lerde yayınlanan bi arkası yarın'dı.. sadece denizde geçen aslında bi çocuk için sıkıcı olabilmesi mümkün bişidi. ama ben hala hatırlıyom

16 Aralık 2008 Salı

sen var ya


sen konuşurken söylediğin her kelime; hala alevi üstünde olan, plastikten bir damla oluyor içime düşüyor...içim öyle yanıyorken ben kızımın elinden tutup denizin üstünde yürümek istiyorum.

27 Kasım 2008 Perşembe

hayallerim


İlk hayalim(yani varolma sebebimi unutturacak kadar aşık olduğum-yok be lan esas varolma sebebim diyelim ona biz-zamanlarda idi) O futbolunu oynasın ve de zibidi oğlanlar gibi omuzlarının üstünde yürüye yürüye gidekoyarkene ben de gömleğimi milona'dan ceketimi paris'ten alayım die hayallenirdim.Ama kıç üstüne oturmam uzun zaman almadı...(Hadi anlatayım size onu : Hiç kötü kokmadı.Oysa erkekler terlerken filan kötü kokardı.Ki pek bi terlerdi.(Benim akrabam erkekler hayvan ticaretiyle meşgulmüş gibi kokarlardı.)Gülünce gözlerinin kenarnda çizgi çizgi olurdu ki o na çarpılırdım.Gülümsemesine vurgundum.Sarı bukle bukle saçları vardı... Ben onları uzanıp uzanır at kuyruğu yapmaya çalışırken, o üstüne yapışmaya çalışan sineği kovar gibi benden kurtulmasını bilirdi... Ne mi oldu ...
Boşverin; limoneçellim duruyor dolapta onu içmem lazım, kocam getirmiş son yolculuğundan...

23 Kasım 2008 Pazar

EVLİLİK DEDİĞİN



Evlilik,
Üstünde yaşadığın kara parçasında, yaşamaya sabır ederken yazdığın kitabın 28. sayfasına geldiğinde 167. sayfasına atlamaktır. O sayfaya nasıl geldiğin hatırmamaktır.
Oysa o elini değdirdiğin adam sana tutulsun die, oral'ını ,tersi düzü (dakikalarca hatta saatlerce- o filmler hemen bitmio biliyosunuz ya da bana öyle geliyordu o aralar ) uydudan izleyip hah tamam ben de yapabilirim artıkın kıvamımı hayal meyal hatırlıom... İşte bu minvalde yaşarkene gidip sevgilinle düzüşmektir....
-Ne dedin hayatım Belediye Başkanlığı adaylığı mı ilçe de....Hayır. Hayır işte... Hayır dedim bak gelme üstüme boşa o zaman beniiiii... Boşaaaaaaaaaaaaaa....İşine gelmez dimi ... Siyaseten doğğru gelmez... Gelme üstüme Muhammeden el-Bahri... Gelme daha Esmaü'l Hüsna okuycam ben....!!!!

22 Kasım 2008 Cumartesi

anında aşk


Eski dostum Dante burada olsaydı, "Galeotto fu il libro e chi lo scrisse," derdi. Şiirler de aşkın değnekçiliğni yapıyor, yazar da. Bedenimin sayfaları açık, cehennemin ikinci katına epey yaklaşmışız.

2 Kasım 2008 Pazar

zayıflamak üstüne

kusmayı öğrenin (Bu ülkede yaşadığımıza göre fazla zor olmasa gerek)