31 Aralık 2010 Cuma

Sevgi dediğin


Ben sevgi arsızı değilim.Değilimdir diye umuyorum. Ama elimde olmayan sebeplerden dolayı (karda kışta yolda olmandan dolayı) tedirginim sevdiceğim.(Bi kez daha: bu içimdeki sana düşkün kıza neler neler yapmayı düşünüyorum bi bilsen!!!) Lütfen eve... sağsalim ulaştığını bildir... Öyle işte.

Not: İki elinle yüzüne dokun.Hah işte o hissettiğin benim...

28 Aralık 2010 Salı



neyim bu kadar yaralamış olabilir ki seni...
Ki beni öksüz gibi sensiz brakıyorsun...

27 Aralık 2010 Pazartesi


Ben sana söylediğim sözcükleri benden önce başkalarına söylemişler diye kıskanıyorum.Seni seviyorum'dan daha yalın cümleler kurmaya kudretim yetmediğine kızıyorum.Ben herşeyi hissediyorum.Bu benim ateşim...
Ben senin gözbebeklerine başka bir kadının gözü değiyor diye kıskanıyorum.Ben başka bir kadının saçlarına burnunu daldırıp uyuyorsun diye uykusuz kalıyorum. Ben senin soluğunun altında başka biri uyuyor diye kendime ait olamıyorum.Aynı odada bulunup aynı nefrete sahipken bile onunla o ana ait olmana katlanamıyorum. Seninle aynı sofraya oturamıyorum.Uzanıp dudağının kenarında kalan ekmek kırıntısını elimle alamıyorum.Geğirdiğinde sana şımarıkça çıkışamıyorum. Üşüdüğümde elini tutamıyorum.Alt dudağının biçimini elimle çizemiyorum.Denizin kenarında oturup hiç konuşmadan zaman geçiremiyorum.Eğilip seni öpemiyorum.Şarkı söylediğinde yüzüne bakamıyorum.En sevdiğin türküyü bilmiyorum. Onu nasıl söylersin şahit olamıyorum.Dizlerinin o oynar yerindeki kemiklere dokunamıyorum.Sana sarılamıyorum.Yüzünü öpemiyorum.Gece uyuduğunda seni seyredemiyorum.Yatakta nasıl uyuduğunu bile bilmiyorum.Ben sıkıntılı biriyim belki seninle iki uykudan sonra başka odada uyumaya gideceğim ama bunu bile bilmiyorum.Seninle yıkanamıyorum.Seni yıkayamıyorum. saçlarını köpürtemiyorum.Gözlerine sabun kaçtığında telaşlanıp yüzüne acelesiz su dökemiyorum. Sırtında senin göremediğin yerindeki ben'ine ad takamıyorum.Vücudunun tam rengini bile bilmiyorum.İnsan banyodan çıkınca çok masum görünür, banyo sonranı bile bilmiyorum.Nasıl dua ediyorsun bilmiyorum.Dua ederken dudaklarını kıpırdatıyor musun bilmiyorum.Ben kolonyadan nefret ederim ama kolonya kullanıp kullanmadığını bile bilmiyorum.Parfüm kullanıyor musun bilmiyorum.Kullanmanı istediğim parfüm teninde nasıl duracak bilmiyorum.Kokunu özleyemiyorum bile...Çünkü unuttum.
Sadece senin için güzel olmak sadece senin için güzel kokmak istiyorum.Sadece seninle yaşamak istiyorum.Senden ayrı nasıl yaşanır bilmiyorum.Öğrenedim.Bu yazdıklarımı tekrar tekrar okuduğumda hiç hissetmediğim sırf yeri geldi diye yazdıklarım var mı diye kontrol ettiklerimi çıkarmak istiyorum.Hiç o cümlelerle karşılaşmıyorum.
Beni bu kadar içine katıp beni kendimden mahrum etmen en hafifinden haksızlık... Ben sana bunu yapıyor muyum?Ha söyle yapıyor muyum... Ekmek kırıntıları sofraya döküldüğünde tıpkı benim gibi toparlıyorsun ki bu kadar sana benzemekten nefret ediyorum.Sana bakarken kendi içime bakıyormuşum gibi hissediyorum Allah Kahretsin.Bu kadar sana ait olmaktan nefret ediyorum anlıyor musun nefret ediyorum.Toplamda 5 defa görmüşüm seni dünya gözüyle.Yazı ile beş... Bir elin parmakları kadar anca....

24 Kasım 2010 Çarşamba

delireyazmak


Sana bir sır vereyim mi sevdiceğim;
göğsümü yırtıp açsalar içinden sen çıkacaksın...
O yüzden hep kollarım bedenime dolanık...

23 Kasım 2010 Salı


bana yalan söyledin sanıyorum bazen: (herşeyi söylememenin ucu dayanıyor ya kemiğime;
belki söyleyemiyor diye avutuyorum kendimi çırılçıplak rüzgarına karşı:
-hasta olabilirim evet umrumda mı sanıyorsun...)

Bazen o kadar aynı bedende yaşadığımı hissediyorum ki seni;
yani bazen o kadar güldürüyorsun ki beni,
ve bazen de öyle terkediyorsun ki haberin olmadan...
Vücud ağırlığım kalmıyor inan,
Bilmesem aynı bedende yaşadığımızı
ben siktirip gideceğim ardıma bakmadan....

18 Kasım 2010 Perşembe


bu sabah 7 de kalktım sana yazmalıyım diye düşünürken buldum kendimi... neden bu adam diye sormuyorum artık kendime (dostlarım benim yerime çok sordular!!!) Ben biliyorum galiba... Sen bence hani şu insanları bi derdi olduğunda "onu arayalım abi o bunu bilir" dedikleri o adamlardansın.
Seni eminim ki; seni tanıyan tüm yaş grubundakiler sever... (ben bundan rahatsız değilim de kıskanıyorum azucuk... çocukları filan diğer erkek akranlarını vs.) Eminim ki sen 19 yaşında da böyleydin, 69 yaşında da böyle olacaksın...
Bu yüzden -en çok- sana bayıldığımı anladım. Sen böyle gözlerine bakılınca içinden gelerek gülümseyebileceğin insanlardansın...İnanabileceğin güvenebileceğin... Yani bunlar senin kıçını kaldırabilir .... kaldırsın anasını satiim. Yakışır...

Bence var ya annen çok iyi iş çıkarmış... Dilerim ben de, sen yanımda büyürken; seni hep mutlu edebilirim... O yukarıdan bize bakarken gülümsesin die...
Seni çok seviyorum...

21 Ekim 2010 Perşembe

aşk


nefesin yüzümün kıyısına vururken,
ellerin sırtımdan aşağı kayıyordu…

1 Eylül 2010 Çarşamba


Sen istemişsindir diye tenhalaşmışımdır

Yasak ilişki adıyla müsamma,
Umrumda değilken 3.şahıs/kentler uzak yollar
-Öptüğün yerler yanıyor hali hazırda…
Kanıyor sözlerinin değdiği yerlerim…-
Buz kesmişse içim!!!

İçmezken ömür billah
Kirpik uçlarına kadar sarhoş olasın gelir.

Tenha bi sesle seslenirsem
-bıçak keserse aklını-
korkarsan nedensiz apansız
Geçmişimdir senden –benim bile haberim yokken-

Tenha bir sesle gelirsem yanına
Üşürse için yapayalnız,
Gülüşüne göz değdirmiyorsa bu kadın
Gözün aydın…


Yürek yüreğeyken
Yalnız bıraktığındandır…
Oysa elleri el, yüzü yüz.

Tenhalaşsa da içim….
Seviyorumdur seni yüzde binbeşyüz.

13 Ağustos 2010 Cuma

BEN SENİ NASIL SEVDİM


Bi tanem bile diyemezken sana;
benim kalbimden aşağısı tutmuyor çünkü ordan ötede senden sonra bişi yok...Şimdilik...
Elimde tuttuğum alette iki çizgi olana dek bekle... Seni terkedeceğim sonsuza dek ve vermeyeceğim sana en çok istediğin şeyi...(Bundan gayrı tutunacak dal kalmayacak bana çünkü...)

10 Mayıs 2010 Pazartesi

DENİZ BAYKAL SORUNSALI ÜSTÜNE


-"Ne yani adam parti başkanı die hadım mı sanoyorsun" dedi iç sesim(bööle konuşunca çok fena olur hiç haklı çıkamam ona karşı... Oysa pek öfkeliydim elin adamın fikfikine...!!!.)
-"Ama" dedim "kadının siyaseten orda olmasına tek kelime ile yazıktır" dedim...Hani yatak-elde edilen güç meselesi (bu arada bir kadeh şarap içiyorum josefine'in hatrına)...

Sonra boşver dedim Olcay düşünsün dedim...O üzülsün o parlak metal sesli adamı parlatıp duracağım diye kendini kanser yapan kadın düşünsün...
Haaa bir de (ola ki) N.B.

(Sandra Bullokck'un metresi özür mektubu yollamıştı...)
Saygılarımı sunarım efendim.